İmamoğlu’ndan Fatma Betül Sayan Kaya açıklaması: ‘Müsamaha göstermeyeceğiz’

Eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın İBB’den aldığı burs hakkında Konuşan İmamoğlu, “Milletimizin bu anlamdaki parasını çarçur eden, kul hakkı yiyen hangi unsur varsa açığa çıkarılacak, hesabı sorulacak. Var mıdır başka? Vardır” dedi. İmamoğlu, büyükelçi ile yemeği ile Erdoğan’ın mitinginde konuşturulan çocuk hakkında da açıklamalarda bulundu.

İmamoğlu’ndan Fatma Betül Sayan Kaya açıklaması: ‘Müsamaha göstermeyeceğiz’

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentin Anadolu yakasındaki su baskınlarını giderecek ve 14 kilometrelik Kurbağalıdere hattı boyunca yaşam vadisine dönüşecek alanda incelemelerde bulundu, gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı.

Ürdünlü bir emlak şirketinin Kanal İstanbul hakkında sosyal medyada dolaşımda olan videosuna dair konuşan İmamoğlu, videoyu izlediğini söyledi. İmamoğlu, “Başından beri ifade ettiğimiz bir şey var. Bu bir rant projesidir. Bunun içinden geçecek tankerin, şilebin veya işte Boğaz’ı tehdit edecek unsurların bertaraf edilmesiyle, uzaktan, yakından ilgisi yoktur. Burada hesap kitap, birilerinin cebine girecek olan paralardır, kazanılacak paralardır. Oradaki zavallı köylülerimiz, oradaki yerlerinden edilen vatandaşlarımızı da ilgilendiren bir husus değildir. Bakın, o kadar çıkarcı davranılmıştır ki; hatırlarsanız en üst perdeden, en üst ağızdan şu söylenmiştir. ‘Güzergahını bile paylaşmıyoruz. Çünkü, buradaki arsa rantına izin vermeyeceğiz’ denildi. Tam tersine bunun altından şu çıkıyor: Güzergahının paylaşılmadığı doğru. Ama kime? Topluma, vatandaşa. Ama birilerine paylaşıldığı da bugün ortaya çıktı. Ama Ürdün’deki emlakçı ama başka ülkelerdeki bu işten para kazanan kişiler. Ve bunların çoğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da değil” ifadelerini kullandı.

“İkincisi; bir de para kazanan aracılar var tabii” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Bu aracılar, bu komisyoncular, bu devlet görevlileri kim? Bu siyasiler kim? Bu işe aracılık eden, pazarlamacılık yapan kim? Kimi satıyorsun? İstanbul’u satıyorsun. İstanbul’un en kıymetli, en hayati damarı dediğimiz, akan damarı, kanı dediğimiz o güzelim soluk aldığımız alanını peşkeş çekiyorsunuz. Kime? Bir avuç zengin olacak insana. Ne için? İstanbul’un geleceğini mahvetmek için.

Kanal manal, ulaşım mulaşım hikaye. Orada 2 milyon insanın, belki de 2,5-3 milyon insanın İstanbul’a ilave edilmesiyle, İstanbul’un bütün doğal yapısını, bütün kurgusunu bertaraf etmesiyle sonuçlanacak kötülüktür bu, kötülük. Altını çiziyorum. Bunu engelleyeceğiz, bunu öbürleri yetmeyecek. Siyasi ömürleri buna yetmeyecek. Bu ihanet projesini mutlaka engelleyeceğiz. İleride sorumluları da bunun hesabını verecek.”

FATMA BETÜL SAYAN KAYA AÇIKLAMASI: VAR MIDIR BAŞKA? VARDIR

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın İBB’den ‘burs alarak’ ABD’ye gittiği yönündeki bilgilerin de sorulduğu İmamoğlu, “Milletimizin bu anlamdaki parasını çarçur eden, kul hakkı yiyen hangi unsur varsa açığa çıkarılacak, hesabı sorulacak. Var mıdır başka? Vardır. Hepsi de yavaş yavaş gündeme alınıyor. Soruşturmaları yapılıyor ve teker teker de bununla ilgili süreçler ortaya konulacak” dedi.

Kaya’ya hitaben, “Öyle kibirli kibirli konuşacaksınız, ahlaki hiçbir değeri önünüze koymadan herkese çamur atacaksınız; ama hayatınız çamur içinde olacak, hayatınız pislik içinde olacak. Bunlara müsamaha göstermeyeceğiz” diyen İBB Başkanı, “İBB ve İstanbul halkının bütçesi, artık emin ellerdedir. Geçmişte yapılan bütün hatalarla, kusurlarla ilgili hukuki süreçler, engellenmemize rağmen -açtığımız dosyaları ve davaları elimizden alıp, ‘Biz yapacağız’ demelerine rağmen- günü geldiğinde o eksiklikler de giderilecek. Onun da hesabı sorulacak; engelleyenler dahil. O bakımdan bu işlem, çok doğru bir işlemdir. Devamı da vardır. Allah, her kulu, kul hakkı yemekten korusun. Bakın, bizim için en kıymetli, en değerli husustur kul hakkı. O bakımdan, pervasızca memleketin bütün kaynaklarını bu şekilde kullanan akla karşıdır bugünkü yönetimin duruşu ve yürüyüşü. Gerekli işlemler sürüyor. Devamı geliyor” ifadelerini kullandı.

İBB’YE ‘TERÖR’ TEFTİŞİ

İBB’de çalışan 557 kişinin ‘terörle iltisaklı’ olduğu iddiasıyla başlatılan soruşturma hakkında da konuşan İmamoğlu, “Biz, teftiş edilmekten hiçbir zaman imtina etmedik. Teftiş edilmek kadar doğal bir süreç yoktur. Ama bunun aklı vardır. Bunun izanı vardır. Bunun hukuku vardır. Ne yazık ki bu akılsız, hukuksuz, biri bağırdı, haykırdı, çağırdı diye ortaya konan bu teftiş sürecinde bir uygulama başlatıldı” dedi. “Bu teftiş noktasında aklı selim, vatanını seven, memleketi, devleti için hizmet eden saygıdeğer müfettişlerimize güveniyorum” ifadelerini kullanan İmamoğlu, “Güven duymadığımız, bir kısım aklın talimatına göre değil, hukukun ve devletimizin o temel kurallarını onlara öğrettiği biçimde teftiş yapacaklarına inanıyoruz. Bu işin sonucunda bir şey çıkmayacağını da biliyoruz. Allah, bu yönde devam eden, hala bu şekilde hareket eden, hukuka uygun olmayarak adımlar atan o siyasilere akıl versin diye yıllardır dua ediyorum. Bir tek bu konuda duam tutmadı. Akılsızlıkta hani dibine kadar devam ediyorlar. Allah akıl versin demeye devam edeceğim” diye konuştu.

BÜYÜKELÇİ İLE YEMEK: CİDDİ TARAFI MOBESE

İstanbul’da kar yağışının olduğu gün İngiliz Büyükelçi ile görüşmesinden CHP Genel Başkanı kemal Kılıçdaroğlu’nun haberinin olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan İmamoğlu, iktidara göndermede bulundu: “Genel Başkanım o kadar yoğun ki, benim hangi yemeği yediğimi niye tariflesin veya niye takip etsin? Ama sorunuzun ironik bir tarafı var. Şu anki iktidarda görev alan, bakanından diğerlerine kadar, yediği yemekten zeytinine, ekmeğine kadar yukarıya haber verdiklerini tahmin ediyorum. Attıkları her adımda, onlardan izin almadan hiçbir şey yapamadıklarını tahmin edebiliyorum. Benim yediğim yemekten, Genel Başkanımın ne haberi olacak? Genel Başkanımızın işi başından aşkın, bizim işimiz başımızdan aşkın. Yani bir diplomatik yemek… Ama size de tavsiyem; bu sürecin biraz magazinsel tarafı bu. Ama esas ciddi tarafı, MOBESE meselesidir. Kişisel hayata müdahale meselesidir. Kişisel hayata müdahale edenlerin, hala bir açıklama yapmaması meselesidir. Niçin gidip İstanbul Valisi’ne, ‘Bu konuda niye adım atmadınız’ diye soru sormuyorsunuz? Bir programına katılın sorun. Ben sordum.”

“HESABINI VERECEKLER”

İmamoğlu, söylediklerinin ardından gazetecinin, “Normal kamera…” karşılığını vermesi üzerine şöyle devam etti: “Ne normal kamerası; MOBESE. MO-BE-SE. MOBESE’nin nasıl kullanıldığı belli hukukta. Suçlu tespiti. Bir suçun tespiti. Onun dışında hiçbir şekilde kullanılamaz, servis edilemez. 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var bunun. O kameranın başında kim oturuyordu? Ona bu talimatı kim verdi? Hangi amiri? Onu o talimata hangi müdürü verdi? İstanbul Emniyet Müdürü bunun için bu işin içinde mi? İstanbul Valisi bu işin içinde mi? Haberdar değillerse, cevabını versinler. Bu konu geçtiğinde, gözlerimin içinde çakan şimşekleri herkes görsün. Benim kişisel alanıma, benim kişisel sürecime müdahale etme densizliğine, ahlaksızlığını gösteren, devletin hangi kademesinde kim varsa, hesabını verecek. Ama bugün ama yarın. Dolayısıyla, yediğimiz yemeğin hala konuşulması, boş işleri olan insanların işi. Ekrem İmamoğlu, aşağı, Ekrem İmamoğlu yukarı. Başka dertleri yok. Çünkü İstanbul canlarını çok yaktı. Onun acısı nasıl bir acıymış ki, bu kadar basit bir meseleye bile günlerce konuşmayı göze alabiliyorlar.”

MİTİNGDE ÇOCUK KONUŞTURULMASINA TEPKİ

İmamoğlu, sözlerinin devamında AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitingde bir çocuğu konuşturarak CHP lideri Kılıçdaroğlu’na ‘hain’ demesini sağlandığı anlara tepki gösterdi. “Siyasette ahlak sorunu yaşanıyor” diyen İmamoğlu, “Bir çocuğun niçin bu şekilde konuşturulduğu dile gelmiyor. Yani biz siyasette ahlakı unutmuşuz. Çocuğu siyasete alet etmişiz. Ben, bir tane kanalda konuşulduğunu görmedim. Hala yemek! Utanmazlığa bakar mısınız ya? Kimse bundan bahsetmiyor. Çocuk. Yani şu kadar bir çocuk. Trabzon’da, çocukluğumda en kötü şey, kötü kelime kullanmadır. Öyle büyüdüm. Kötü kelime kullanmadım. Ahlaklı bir ortamda büyüdüm. Köyümde de öyleydim, ilkokulumda da öyleydim, ortaokulumda da öyleydim, lisede de öyleydim. Bu çocuğu, böyle bir sürece nasıl alet ederler? Ahlaktan nasıl uzaklaşırız? Kibirli, tehdit eden, kötü dil kullanan bir sürece nasıl geldik biz Allah aşkına?” dedi.

“Şu anda memleketin konuşacak önemli 3 hususu var” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Siyasette ahlak sorunu. O küçücük çocuğumuzdan yola çıkarak bunu söylüyorum. Ve bunun Trabzon’da, benim memleketimde yapılmasını da ayrıca kınıyorum. Hiçbir 81 ilimizde yapılamaz. Ayrıca oranın bir çocuğu olarak bunu söylüyorum. Büyük, çok kötü bir şov yapılarak orada, o insanları da zan altında bırakılmıştır. Kınıyorum buradan. Ahlak sorunu konuşulmalıdır. İkincisi; kişisel hayatlara müdahale üzerinden yarın başımıza gelebilecek büyük tehditlerin şimdiden bertaraf edilmesi üzerine, bu hukuki sorun, bu FETÖ taktiği -adına ne derseniz deyin- başka taktikler… Ben anlamıyorum onlardan. Bu süreçler konuşulmalıdır. Üçüncüsü de; eğer İstanbul’daysak, İstanbul’un engellenmeme, işine destek olunma süreci tartışılmalı, konuşulmalıdır. Ondan sonra gidin, ne yapıyorsanız yapın.”

KÜRTÇE MÜZİK SORUSU: “HERKES KENDİ DİLİNDE TÜRKÜSÜNÜ SÖYLER; NOKTA”

İmamoğlu, “İstiklal Caddesi’nde Kürtçe müzik çalındığı sırada birkaç polis engellemeye çalışıyor. Sosyal medyada büyük tepki çekti. Buna ilişkin neler söyleyeceksiniz?” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“Bu ülkede yaşayan her vatandaşımız, herkes kendi dilinde, her yerinde türküsünü de söyler, şiirini de okur, eğlencesini de yapar kardeşim. Bu noktada, benim gördüğüm kadarıyla, emniyetin yaptığı bir açıklama var; ‘Böyle bir kastı asla yoktur’ diye. Ben onu muteber görüyorum. Akılcı görüyorum ve onu muhatap alıyorum. Kişisel hatalar varsa da onunla ilgili soruşturmalar vesaireler açılır, bakılır. Ben, emniyetin açıklamasını muteber görüyorum. Doğru bir açıklamadır. Bu memlekette yaşayan her vatandaşımız, kendi dilinde türküsünü de söyler, şiirini de okur, yazısını da yazar. Nokta. Bunu tartışmaya gerek yok. Yirmi birinci yüzyıldayız.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.